Monday, August 27, 2007

Sistem-Sistemci-Alt Sistem üçgeninde yaşananlar...

Daha önce yazdığım Developer sadece kod mu yazar? adlı yazıda daha önceden kod yazma geçmişimin avantajlarını kullanarak piyasanın istediği, beklediği veya önem verdiği developer modeli ile ilgili tüyolar vermeye çalışmıştım. Ya da en azından benim gözümden faydalı developer nasıl olabiliri anlatmayı denemiştim.

Şimdi ise developer'ların kodlarını gerçek sisteme alırken karşılarına çıkan ve kodları gerçek sisteme çıkana kadar yanlarında yürüyen, daha sonra onlar kodlarını orada bırakıp ayrıldıklarında bu kodların asayişini , sistemle iyi ilişkiler içinde yaşamasını sağlayan, sorun olduğunda bu sorun ile developer'ı ilişkilendirebilen bir grup insandan bahsedelim. Sistem yöneticisi veya sistemci olarak tabir edilen bu insanlar, bir sistemin vazgeçilmezleridir. Developer'lar şöyle olmalı, böyle olmalı diye ahkam kestik ama sistemcilerin de sahip olması gereken bazı özellikler olmalıdır.


Buzdağının suyun altında parçası mı var?...

Bunların en başında üzerinde uzman olduğu, yönettiği sistemi en kuytu köşesine kadar bilmeli, veya öğrenmeye azimli olmalıdır (yazının bazı yerlerinde bu tür esnemeler olabilir, eğer sadece bilmeli deyip bıraksa idim olmazdı, çünkü hiçbirimiz herşeyi bilmiyoruz, ve daha okuyacak, öğrenecek çok şey var). Sistemin özelliklerini ve yapılabilecekleri bilmek sorunları çözebilmek ve kavrayabilmek adına çok önemlidir. Sistem buzdağı gibi tabir edilebilir, sistemin herkesçe bilinen bazı özellikleri, bazı işlevsellikleri vardır. Sistemci bunları bilmez ise kendini kötü hissetmesi sağlanır!?!?! Ama iş sadece bunları bilmek ile kalmaz. Bu yüzeydeki kısımları bilmesi, sadece günü kurtarmasını sağlar. Ama buzdağının suyun altında kalan kısmını bilir ise kütlenin büyüklüğüne ve yoğunluğuna bakarak, ne tarafa gidebileceğini, ne kadar sürede eriyeceğini veya kaç kişiyi taşıyabileceğini anlayabilir.

Sistem-Alt sistem ilişkisi...

Sistemcinin bilmesi gereken konulardan birisi de yönettiği sistem üzerinde çalışan (üzerinde çalışsın diye programlanmış olan) alt sistemlerin (uygulama sunucusu üzerinde bir uygulama olabilir, oracle üzerindeki SP'ler olabilir, SQL Server üzerinde tablolar olabilir, IBM P575 üzerinde Oracle 10g olabilir, olabilir de olabilir) sistemi üzerinde nasıl çalıştığını, eğer yanlış çalışıyorsa alternatif çalışma yöntemlerinin ne olabileceğini bilmelidir. Örneğin Oracle IBM üzerinde performanssız çalışıyorsa, hem Oracle tarafı; alt sistemini, ana sistem üzerinde çalıştırmak için ince ayar yapar, hem de IBM ana sistemi Oracle alt sisteminin daha performanslı çalışması için ince ayar yapar. Bu profesyonel bir sistem-alt sistem örneğidir. Windows makinenize kurduğunuz Eclipse IDE'sinin çok yavaş çalıştığını düşünürseniz, önce Eclipse IDE'sinin VM ayarlarını artırmayı veya azaltmayı denersiniz, sonra Windows'unuza biraz daha sanal bellek ayırırsınız. Bu çok daha amatör bir sisem-alt sistem örneğidir.

Sonuç olarak, sistem ve alt sistem arasında bir performans kaybı var ise hem sisteme, hem de alt sisteme aynı özenin gösterilmesi lazımdır, ve bu özenin gösterilebilmesi için de sistem yöneticisinin kendi ana sistemini yüzeysel bilginin ötesinde tanıması gerekir.

Bugün olmaz randevum var...

Sistemci olmanın getirdiği en ironik durum ise tüm sorumluluğun size ait olduğu bir sisteme istediğiniz zaman müdahele edemeyecek olmanızdır. Sistemde bir operasyon yapmanız gerekiyorsa, öncelikle bu sistemle uzaktan yakından, az ya da çok ilişkisi olan herkese en müsait zamanın ne olacağını sorup, teyit aldıktan sonra bu işi yapmanız gerekiyor. Bu durumda da operasyonu yapabileceğiniz bir Cumartesi gecesi saat 01:30 için "bugün gelemem, çok önemli bir randevum var, evlenmem gereken birisi ile buluşacağım" diyemezsiniz.

Yedekleme mi? Neyi? Niye?...

Sistemci iseniz yapmanız gereken ilk şey her tür değişiklikten önce sistemin kendinize özgü bir yedeğini almanızdır. Yedek alınmadan yapılan operasyonlar, herhangi bir güvenlik ipi olmadan 400 metre yükseklikte, yağlanmış bir ip üzerinde saatte 20 km hızla koşmaya çalışmaya benzer.. Anlayacağınız, yedek alınmadan yapılan ve başarı ile tamamlanan tüm operasyonlar, meleklerden tarafından korunmuş, ermişler tarafından okunmuştur, ya tamamiyle şans işi, veya dünya dışı varlıkların bir ürünüdür. Abartı bir tarafa, işini bilen sistemciler, daima yedekleme yaparak çalışırlar, hiçbirimiz borsada değiliz, riskin bize kazandıracağı herhangi birşey yok...

Hani Alkış...

Bir sistemin bu kadar çok cefasını çeken, gecesi gündüzü olmayan, ve sistemlerinin alt sistemlerle mürüvvetini görmekten mutluluk duyan sistemcileri hatırlamak... Bununla ilgili olarak System Administrator Appreciation Day sayfası bu tür bir işi görüyor, 9. senesini kutladığımız Sistem Admin'lerini Koruma, Kurtarma ve İyi Bakma günü (bir miktar geçmiş olsa da) hepimize hayırlı uğurlu olsun.

Son Söz..

Sistemci olmak büyük özveri gerektirir. Mesai saati kavramı sistemciler için yapılmamıştır. Aynı zamanda saat gibi tıkır tıkır çalışan bir sisteminiz varsa, sakın böyle bırakmayın, inanın sisteminiz ile ilgili bilmediğiniz daha bir sürü şey var (çok iddialı oldu). Eğer herşeyi bildiğinizi düşünüyorsanız, sizin sisteminizin benzeri daha bir sürü sistem var, dostu/düşmanı iyi tanımak lazım.

2 comments:

İbrahim Demir said...

Oğuz Abi döktürmüşssün örnekler vs. tam yerinde olmuş o yüzden öncelikle ellerine sağlık diyorum.

Benim bu noktada gözüme çarpan en büyük hata insanlara verilen Dikeyde Uzmanlaşma Gazı??? Bu ne kadar da tehlikeli bir hal aldı değil mi? Ben o gün bana ne lazımsa bilirim kalanı beni ilgilendirmez. Peki bu kadar da sistemleri çalışan yazılımları birbirinden kolaylıkla soyutlayabilir miyiz???

Artık herkes ben işimi yaparım bir sorun olursa orası benim değil onun suçu (Burada o = developer) Yani sistemci bir arkadaş kalkıp da productiona alınmış bir üründe diyorsaki "yaaa bu developerlar nasıl query yazmış CPU yüzde yüze vurdu" ben de o zaman development yada alfa,beta,x,y,z ortamlarında gözün KÖRMÜYDÜ diye sorarım o sistemci arkadaşımıza.

Cevap açık: Evet gözü kördü. Çünkü bilmesi gerekeni biliyordu ya kendinden istenenleri de yapmıştı akşam huzurla gitti sabah koşarak geldi işine. Herşey tamamdı? Ama başına gelebilme ihtimali olan sorunları göz ardı etti. Neden göz ardı etti peki? Çünkü bunlardan habersizdi yani bu tip bir sorun olabileceğini ne bir yerde okudu ne de bir sohbette duydu? Meleklerde gelip uyarmadı onu??

Ne olacak şimdi? Adamlar projeyi yaptı gitti. Gör kimin ne amaçla yazdığı query bunu yapıyor. Index mi çaksak fillfactor ayarlarıyla mı oynasak yoksa gidip başımızı taşlara mı vursak???

Selamlar.

oguzdag said...

Sağol İbrahim,

Bu noktada bir sorun oluştuğu zaman herkesin(hem geliştirici, hem de sistemci) özveri ile elini taşın altına sokması gerekiyor. Tabi bu yazıyı yazma sebebim, çalıştığım ortamda zaman zaman bu tür olaylarla karşılaşmam idi.

Bilgi birikimi azlığının ,çalışma hırsı eksikliğinin, ya da en azından vizyon darlığının hem sistemciye, hem de geliştiriciye yüklediği zorunlu davranış biçimleri bizim de dünyanın her yerinde bu tür sıkıntıları yaşamamıza yol açıyor.

Senin de sistemciler için yaptığın yorumun ile herkesin bu işten bir parça ders çıkarması gerek kanaatindeyim.